Post reblogged from tehlikelibelki with 2 notes
Bazen diyorsun ki, ben bu konuda hassas olmalıydım; hep bu yüzden kaybettim: Rızayı gözetmedim.
Sonra ilk kez rızayı gözetmek istiyorsun, yine olmuyor.Her şey güzel olacak, diyen olursa kalbini kırarım. Bu kez özür de dilemem.
herkes uyurken kendimi bi halt sanmalarım
gündüzleri beceremediğimden dolaşmayı
güneş ışığında eriyemediğimden biraz
biraz da yeşil ve sarı yakışmadığından bana
elbise dolabım üç renkli bir palet çünkü
ve yazım iyi durmuyor defterlerde
mürekkep hep sağ yüzük parmağımın kenarına sıkışıyor
manikür nedir bilmiyorum
arada bir tırnak etlerimi yiyorum
bazen sadece onları yiyorum
bir amaç edinmedim kendime
edinsem ne fark eder bilmiyorum
iyilik yapmam salık verildi çünkü
sanırım içimden gelmiyor biraz
biraz da merhamet yakışmadığından bana
sokağa çıkma yasağı koyuyorum kendime
durakları kaçırdığım zamanlar
eve yürüyerek dönüyorum
Link reblogged from tehlikelibelki with 2 notes
Olur öyle şeyler, birinin iyi niyetle söylediğinden emin olduğunuz bir cümle kafanıza takılır; çünkü geçmişte kötü bir anının sinir uçlarına dokunuyordur ve beyniniz aynı tepkiyi verir: Sıkıntı.
Üniversite mevzu bahis olunca, sorulur, alıştım: “Ne yapıyordun?”; “Peruk takıyordum” derim. Ardından…
Sometimes you go to a restaurant, they put the check in a little book.
What is this, the story of the bill?
“Once upon a time, there were some very hungry people.” What is this?
Little gold tassel hanging down. Am I graduating from the restaurant?
What is this about?
sen de diğerleri gibisin, ben de öyleyim. bizi mutsuz kılan şey, bunun farkında olmamız
Post with 1 note
sanırım insanın ruh dönemleri var ve bazı kitaplar oralara iyi gidiyor. yaştan bağımsız bir şey bahsettiğim. mesela n.bekiroğlu, i.pala dönemi vardı, kapattım. s.yalsızuçanlar dönemi açtım buradan-daha küt küt kafasına vuruyor insanın. başka bir açıdan da avrupa klasiklerinin yerini varoluşçu yazarlar aldı. kafiyeli şiirleri serbest uyaklı şiirler aldı. tatlı edebiyatı yeraltı edebiyatı aldı. gelenekçi edebiyatı felsefi edebiyat aldı. böyle gidiyor. bazı yapıtaşları da yerinden oynamadı ama belki onlar da dönüşümlerini tamamlarlar ömrümüz varsa. dostoyevski, s.ayverdi, y.kemal gibi.
Quote with 1 note
“Sizi aklı başında sanmalarının en iyi yolu bayağı pişkin olmaktır. İyiden iyiye pişkinseniz mesele yok, o zaman hemen hemen ne yapsanız yeridir, ne isterseniz, çoğunluk sizden yanadır ve kimin deli olup olmadığına karar veren de çoğunluktur”
―
“Her kentte böyle yerler vardır işte, o kadar sersemce çirkindirler ki, orada hemen her zaman yalnızsınızdır”
—-
“Garibanlar asla, ya da neredeyse hiç sormazlar, katlandıkları şeylerin nedenini niçinini. Birbirlerinden nefret etmekle yetinirler, o kadar”“…Hiçbir şey açıklanamaz. Dünyanın tek bildiği şey uyurken bir o yana bir bu yana dönen biri gibi sizi öldürmektir, dünya uyurken üstünüze abandığında, uyuyan birinin pireleri ezdiği gibi. Böylesine bir ölüm pek ahmakça olurdu, diye düşündüm, herkes gibi yani. İnsanlara güvenmek demek kendini azıcık öldürtmekle eşdeğerdir.”
―“Düşünsenize, onların o kentleri ayakta duruyordu, dimdik ayakta. New York ayakta duran bir kenttir. Daha önce de çok kent görmüştük bizler elbette ve bayağı da güzel kentler ve limanlar, hem de en fiyakalısından. Ama bizim oralarda yan vaziyettedir kentler, değil mi, deniz kenarında ya da nehir kıyısında, manzaranın üzerine uzanıverirler, yolcuyu beklerler, oysa bu Amerikalısı, o öyle ayılıp bayılmıyordu, hayır, kazık gibi duruyordu, orada, hiç de sikici değildi, ürkütücü bir kazık.”
—-
“İnsan bir yerde takılıp kaldıkça, nesneler ve insanlar iyice yozlaşıyorlar, çürüyorlar ve sırf sizin hatırınıza leş gibi kokmaya başlıyorlar.”
Link reblogged from İsimsiz with 2 notes
Gökkuşağı herkes için,
Oradan çekip alamazsın,Bakar da seni düşünürümEngel olamazsın.Meselenin aslına gelecek olursakNe gökkuşağı ile bir derdin varNe de seni düşündüğümden haberin.Yine de üzerime yağmurlar yağarSen beni bilmezsin yağmurlar bilirYağmurlar herkes için…İşte…
onlar defterlerimi bulmuş, şiirlerimi çıkarmış ortalıkta okuyorlar. öyle kötü okuyorlar ki utanıyorlar duyulmaya .anlamlarını yitiriyorlar. sanıyorum anlaşılmadıklarından da değil anlayacak birisi orada olmadığından. üzerimde çiçekli basma kumaştan bir elbise, eteği dizimde, elimde yıpranmış deri bir çanta. düşüyorum yola. dikenli tepelerden taklalar atarak iniyorum. gözlerim hep nemli. arkamdan bağrışıyorlar, umursamıyorum. bir duvarın üstünden onları seyrediyorum. bir sığınak buluyorum. oraya onlar geliyorlar gidiyorum. şiirlerimi kime yazdığımı unutuyorum, neden taşıyorum bu defterleri diye düşünüyorum kara kara. uyanıyorum. onlar kimdi hatırlayamıyorum. gözümden gelen tuzlu bir su neticede.
mutsuzluğumun gürültüsünden uyuyamıyorum
Post with 1 note
biz şiir okuyacaktık seninle ben hikayelerin için resimler çizecektim sen yazarken ben bilgisayarının yanına sıcak bir bardak çay koyup kapıyı üstüne örtecektim rahatsız edemeyecekti kimse seni yazdıklarını ilk ben okuyacaktım her yazdığını okurken bu birinciliğin gurur ve heyecanıyla ürperecekti içim nasıl der gibi bakacaktın yüzüme ben olmadık bahaneler uydurup beğenmeyecektim bazen somurtacaktın yine de değiştirmeyecektin kelimeleri bile oynatmayacaktın yerinden olsun diyecektin ben böyle yazdım bence de diyecektim içimden naz yapar gibi görünecektim yaptığın bütün şakalara gülecektim öyle yalancıktan değil gerçek gibi uzaklara dalacaktım sırf beni seyredesin diye izin verecektim uzaklara dalmana neyin var diye sormayacaktım sıkmayacaktım canını günler böyle geçecekti seninle gittiğimiz yerlerde insanların tuhaf davranışlarına dair bakışlarımızla gülümseyecektik ben seni övecektim hep bazen yakınacaktım patavatsızlığını şikayet edecektim ne vakit sonra bilmem sen benden sıkılacaktın yine de ben emin değilim diyecektin hiç emin olmamıştım zaten sen gidecektin bir gün bunun için benden izin bile isteyecektin ben ne diyebilirdim pekala seni anlıyorum diyecektim anlayacaktım da gerçekten sen asla eski sen olamayacaktın ben eskisinden de beter olacaktım sen başka birini sevecektin ben senin yasını tutacaktım.
Link reblogged from zımbırtı with 2 notes
yakınımın hatırı için gittiğim kınaya ben gittiğimde yakınım henüz gelmemişti. kalabalığın içinde tanıdığım birkaç kişi vardı ama yaşlılar vs..onların da yanlarına gidip otursam ne konuşacaktım. teyze torunu iyi yere vermişsiniz, hadi gözünüz aydın diye pislik mi yapacaktım..olmazdı. o yüzden…
Page 1 of 7